civar köyler

18 Şubat 2012 Cumartesi

Ben

Ben ne zaman kendime küssem, gider sözcüklerle barışırım. Özgüven’le değil, ayna’yla değil, onlar benim derdimi anlamaz, kapaksız tencerelere mecburi kapak görevi yapan muvazzaf tabak gibidir onlar. Ama ben ne kapaksız bir tencereyim ne de yuvarlanıp kapağımı bulmaya mecalim var. Ben sadece kendime küsüyorum. Bir tavşanla dağın arasındaki hiyerarşi yoktur ben’imle ben’im aramda. Bana ancak tavşan küsebilir, ben de onu ancak bir dağ gibi affedebilirim. Ben ne zaman kendime küssem “çimen” derim. Ya vardır, ne yapsan yok olmaz, ya da yoktur gâvurun dölü, ne yaparsan yap, kul hakkı için bir çim bitmez toprağında. “Toprak” da derim, ben bana küsünce. Verimli topraklar düşünürüm, kıskanırım onları; ama ne kıskanmak. Hiçbir erkeği hiçbir kadından, hiçbir kadını hiçbir kitaptan, hiçbir kitabı hiçbir yazardan kıskanmadığım kadar kıskanırım. Toprak olamadım derim, şu toprak ben olamadım, ne meyve verdim ne ev oldum, köküm olsa yolunu şaşırır, köküm olsa göğe yükselir, böyle gözüm yükseklerde, ama pusulasız yükseklerde, haddini bilmez, bir kifayetsiz muhteris ancak böyle olur benim gibi, kök salmak isterken aklı havalarda, karış desen beş, aklım havada, suratım aşağıda, ben bir karışı bildim, bir de beşe kadar saymayı. 

Ben kendimi böyle bilince, benim yerimde kim olsa küser bana, ben kapısına giderim ben’in, özür dilerim ben’den, ama diyemem bir daha olmayacak, bilirim de bir daha olacağını, yine olacağını, bu bir daha’larla benim ben olduğumu, ben bensiz olursam bir daha olmayacağını, ama ben bensiz olursam bir daha hiçbir şeyin olmayacağını. Ben bensiz olsam, bir daha küsmem bana, küsecek biri olmaz o zaman, affedecek biri de olmaz, kambur olmaz o zaman, ayak bağı da olmaz, bir kemiklerimin sertliği kalır geride, bir tenimin aklığı, kimse bir tanrı yaratmaz benden, ancak ben asarım kendimi kuşkonmaz dallarına, öyle isterim bazen ölmeyi, kuşun bile kendi ağırlığınca yere değdiği dallarda ben toprak olamamanın ayıbıyla ölüveririm orada. Öyle az biri olurum bazen, azlığım zararlıdır, kimse yaklaşmaz bana, ben olsam yaklaşmam bana, ben olsam diyorum (demem de kolay kolay), ben, ben bile olsam uzak dururum benden.

İki kelimeyi bir araya getiremem, yolda insan gibi yürüyemem, simit almaya kalksam susamsızından isterim, âşık olmaya kalksam etiketine bakarım. Hiçbir şeyi ne zamanında yapmayı bilirim, ne usulünce, böyle böyle küsünce kendime, bir de utanmam kendime yalakalanırım.


Şu dünyada bana hiç küsmeyen insanlar var, öyle saflar ki bana küsenlere küser onlar. Ben gerçeği söylemem onlara, korkarım diyemem, onlar gibi saf olmaya benim gücüm yetmez, ben anca beceremediklerimle yaşarım. Bitmez de anasını sattığımın hayatı, bir yaşarım ki, en beceriklisini bin kere gömerim, üzerine yedi sülalesini izlerim, benim beceriksiz hayatım bitmez. Bu benim cezamdır işte, ya ben kendimi asarım kuşkonmaz dallarına ya da bakarım toprağa ölümcül bir kıskançlıkla.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder