Yürünen
onca çetin yoldan sonra bi’ kerecik, gerçekle yüzleştikten, ona göğüs germeye
hazırken bi’ kerecik, biraz olsun büyümüş, hamuru en içinden biraz daha pişmiş,
biraz aklı ermeye başlamışken bi’ kerecik...
Bir düğüm daha çözülmüş, elimde artık düğümsüz bir ip varken
bi’ kerecik, bi’ kerecik olsun inandım.
Tamamlandığıma.
Ah ne kadar hafiftim, ne kadar telaşsız, ne kadar sakin. Düğümsüz.
Biz seninle karşılıklı o yumakla çile dolayacaktık. Zincir çekecektik ince tığla. Kenar süsü yapacaktık.
Ben sana kışın kazak, atkı örecektim. Makinede çekecekti bazen, karşılıklı sündürüp eski haline getirecektik. Artanından kedilere oyuncak yapacaktık.
Takılacaktın bir yerlere, ilmiğin atacaktı. Ben dikecektim kedilerden gizli yumaktan çalıp.
Çamaşırlar serecektik üstüne, inadına terimiz kokacaktı en temizi.
Bağlanacaktık, çözülecektik, gidecektik uzaklara. Dönerken kaybolmamak için bir ucu terliklerimize bağlı olacaktı ayakkabılıktaki.
Çay sallayacaktık ucunda. Her bedduamızda çaydanlık gururlanacaktı mutfakta. Özür dileyecektik demlendikçe.
Uçurtma uçuracaktık ipimizle; Şakran Cezaevi’nin önünde, Elif ve çocuklar için.
İspalyamız olacaktık birbirimizin, dallarımıza bağlanacaktık. Bazen sarılmak için bile önce tutunmak gerekecekti, tutacaktık.
Parmaklarıma dolayıp karışık bir şekille gelecektim karşına. Zor bir yanıtı olacaktı. Daha zoruyla cevap verecektin. Bilemeyecektim, utanacaktım. Sarılacaktın o zaman, “İp olmadan soru da olmaz, üzülme” diyecektin.
Ah ne kadar hafiftim, ne kadar telaşsız, ne kadar sakin. Düğümsüz.
Biz seninle karşılıklı o yumakla çile dolayacaktık. Zincir çekecektik ince tığla. Kenar süsü yapacaktık.
Ben sana kışın kazak, atkı örecektim. Makinede çekecekti bazen, karşılıklı sündürüp eski haline getirecektik. Artanından kedilere oyuncak yapacaktık.
Takılacaktın bir yerlere, ilmiğin atacaktı. Ben dikecektim kedilerden gizli yumaktan çalıp.
Çamaşırlar serecektik üstüne, inadına terimiz kokacaktı en temizi.
Bağlanacaktık, çözülecektik, gidecektik uzaklara. Dönerken kaybolmamak için bir ucu terliklerimize bağlı olacaktı ayakkabılıktaki.
Çay sallayacaktık ucunda. Her bedduamızda çaydanlık gururlanacaktı mutfakta. Özür dileyecektik demlendikçe.
Uçurtma uçuracaktık ipimizle; Şakran Cezaevi’nin önünde, Elif ve çocuklar için.
İspalyamız olacaktık birbirimizin, dallarımıza bağlanacaktık. Bazen sarılmak için bile önce tutunmak gerekecekti, tutacaktık.
Parmaklarıma dolayıp karışık bir şekille gelecektim karşına. Zor bir yanıtı olacaktı. Daha zoruyla cevap verecektin. Bilemeyecektim, utanacaktım. Sarılacaktın o zaman, “İp olmadan soru da olmaz, üzülme” diyecektin.
Yarışacaktık
100’e kadar ip atlamada, bir ucunu kapı koluna bağlayarak. Hep kapı kazanacaktı.
Üşenecektik bazen karnımızı doyurmaya bile, sepeti sallayacaktık hepi topu bir ekmek üç yumurta için. Kıçımızı ancak veresiyede kaldıracaktık, yoksa ayıp olacaktı bakkala. Para bozacaktı bizi sevgilim, tembelleşecektik.
İnceldiği yerden kopacaktı ip, bölünecekti.
İpler gerilecekti sonra; sessiz kahvaltı, tatsız çay, atkısız kış. Ne sen üşü, ne benim ağzımın tadı bozulsun, ha babam düğümleyecektik.
Bir gün gelecek, elimizde düğüm düğüm olmuş bir ipin ucunu ararken buluşacaktık ortada. Ve her düğümde, yine de, yine de seni sevecektim.
Biliyorum, böyle olacaktı. Çünkü hayatımın şu bitmeyen anında, şu kocaman noktada, elimde çelik gibi sağlam bir iple yazıyorum bunları.
Sensizliğin kırbacı.
İpin ucundayım. Mutsuzluğun ucundayım.
Üşenecektik bazen karnımızı doyurmaya bile, sepeti sallayacaktık hepi topu bir ekmek üç yumurta için. Kıçımızı ancak veresiyede kaldıracaktık, yoksa ayıp olacaktı bakkala. Para bozacaktı bizi sevgilim, tembelleşecektik.
İnceldiği yerden kopacaktı ip, bölünecekti.
İpler gerilecekti sonra; sessiz kahvaltı, tatsız çay, atkısız kış. Ne sen üşü, ne benim ağzımın tadı bozulsun, ha babam düğümleyecektik.
Bir gün gelecek, elimizde düğüm düğüm olmuş bir ipin ucunu ararken buluşacaktık ortada. Ve her düğümde, yine de, yine de seni sevecektim.
Biliyorum, böyle olacaktı. Çünkü hayatımın şu bitmeyen anında, şu kocaman noktada, elimde çelik gibi sağlam bir iple yazıyorum bunları.
Sensizliğin kırbacı.
İpin ucundayım. Mutsuzluğun ucundayım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder